Aşk..

Tuhaf bir gece;
Bazen beklemek, bazen sabretmek düşüyor bize. Artık küçücük bir ışık çok uzak geliyor. Yine susmak yenilmek anlamına gelmiyor artık. Hergün mutlu olsaydım, beklide mutluluğun anlamı kalmazdı. Yine bana kızacaksın ne diyorsun, ne saçmalıyorsun oğlum diye. Ben yine susacağım ve sen yine BİTTİ diyeceksin. Ama yine beni seveceksin bazen özleyecek bazen de nefret edeceksin. Ama bilmeyeceksin, anlamayacaksın sensizliğin beni kahrettiğini, içimi acıttığını……
Mutsuzluk değil aslında bu, umutsuzlukta değil. Bazen gülümserim sonra birden donar gülümsemem. Aklıma son sözlerin gelir BİTTİ. Ne tuhaf değimli benim söylemeyi düşünmediğim sözler. İşte tuhaf bir gece yine. Bitti desende seni anlamaya, öğrenmeye çaba sarf ediyorum. Sonunda olmadığını anlıyorum. Ne tuhaf bir gece her şey zor, her şey kötü ve her şey bela. Geçmiyecek gibi geliyor. Ama bu kez sen mutlu olmalısın.

Ve bu kez yapamadık yaşayamadık ne varsa hepsini yaşayacaksın. Sen bundan sonra çok gülecek ama daha az güveneceksin insanlara ve hep olduğu gibi…
Bazen biraz zor olsada şeytanın bacağını kıran hep sen olacaksın. Şimdi uyu güzel düşler kurki, yarın hepsi gerçek olsun. Ve birgün kapılar açıldığında hayat seni bekliyor olsun. Ve birgün kapılar açıldığında hayat seni bekliyor demektir. Ve bir sabah güneş gözünü kamaştırdığında yeniden merhaba diyeceksin hayata bunu sakın UNUTMA ve bu gece çokça yıldız var gökyüzünde. Ay görünmüyor sen görmesende bilki onlar aynı hepseni seni hala çok seviyor BEKLİYOR.

Aslında çeker gidersin, herkes kaldığını sanır.

Çok mutsuz olabilirsin. Çok acı çekebilirsin. Mahvolabilirsin. Her şeyini kaybetmiş olabilirsin. Hüngür hüngür ağlıyor olabilirsin. Ölmek istiyor olabilirsin sen ne yaşarsan yaşa; Ne kar yağmaktan vazgeçer ne de yağmur diner. Hayat kendine gelmeni beklemeden akar gider ve zaman seni asla durup da beklemez. Sen ne kadar gözyaşı dökersen dök bir yerde insanlar kıskanılacasına mutlu olmaya gülmeye hatta kahkaha atmaya devam eder.
Yani; Çektiğin acıları en derin sen hissedersin. Ve onların verdiği zarar yetmiyormuşçasına kendini öldüresiye hırpalarsın.

Aslında çeker gidersin herkes kaldığını sanır.

Sarhoş olur, birlikte uyuruz..

Sen beni seversin ben seni.

Sarhoş oluruz birlikte uyuruz..

Sonra da:
Kavga ederiz vurmalı hemde. hastanelik falan ederiz birbirimizi.
yemek yaparız beraber. bakarsın ocakta unutur yakarız.
çamaşırları birlikte asarız. kalan mandalları aşağıdan geçen adamın kafasına atar içeri kaçarız.
birlikte banyo yaparız. ben senin saçlarını sen benimkileri yıkarsın.
sen gitar çalarsın ben mızıka. önümüze para atarlarsa sıcak simit alırız.
sen yüzüstü yatağa uzanırsın ben yüzüstü sırtına. mutlu oluruz.
sen çoraplarını bulamazsın ben evin anahtarını. her yere geç kalırız.
sen bana küfür edersin ben sana. sinirimizi birbirimizden çıkarırız.
sen kahve yaparsın ben kurabiye. sohbet ederiz.
sen şarkı sözleri söylersin ben ıslık çalarım. dans ederiz.
ben senin fotografını çekerim sen benim resmimi yaparsın.
sarhoş oluruz birlikte uyuruz.

En önemlisi mutluluk..

Evet benden sevgili olmaz. Çünkü ben şımarığım. Çünkü ben çocuklarla eğlenirim oynarım. Sevgilime çok vakit ayıramadığımı söylerler oysa sabaha kadar telefonla konuşabilirim. Sevgilimle romantizm yaşamaktansa saatlerce gülmeyi tercih ederim. Klasik yemek yerine simit yiyebilirim. Herkes merdivenleri teker teker inerken ben inemem öyle. Sırtına atlarım beraber düşeriz. Ya da öyle çifter çifter atlaya zıplaya inerim işte. Mesela yürüyen merdivenlerden tersten de çıkabilirim. Yemek yarışı da yaparım hatta yemek yerken de gülerim. Fotoğraf çekinebiliriz. Ama ya dil çıkartırım ya da dudaklarımı büzerim. Düzgün bir fotoğrafım yoktur. Sinemadayken kahkaha atarım herkes bana baksa da devam ederim. Öyleyim işte. İçten sade bir hayatım var. Ama en önemlisi mutluyum.

Karşılıksız aşk…

Karşılıksız aşk nedir?
-Diyelim ki sen balık ol. Çok yaramaz bir balık ol ama. Bir gün canın sıkılsın ve suyun yüzeyine çok yaklaş. O kadar çok yaklaş ki elle tutulabilecek kadar bulutları seçebilecek kadar. Sonra bir buluta aşık ol. Öyleaniden saçma sapan.
Seni görecek hatta halini beğenmeyecek diye hemen suyun en dibine kaç. Havalar yağmurluymuş o sıra. Her gün gör o bulutu. Yağmur damlalarını yakalamaya çalış ondan sana gelen birer hediyeymiş gibi. Diğer bulutlardan ve şimşeklerden kıskan onu. En çok şimşeklerden. O da seni seviyordur belki. Yoksa bu kadar yağmur yağamazdı. O kadar çok yağamaz ki. Bir gün yüzeye çıkarken sıcak bassın yüzgeçlerini. Sankimesela heyecandan mesela onu göreceksin diye bastı. Bir de bak ki o gitmiş. Güneş gelmiş. Güneş ne ki? O kötü bir şey. Güneş kötü bir şey olmasa bulut gitmezdi. Bu sefer sen yağmur yağdır bütün denize. Bir daha göremeyeceğin için değil. Çünkü sevse o ufacık beyaz bulut kalırdı orada. Uğraşırdı denize inebilmek için. Sis olurdu siz olurdunuz.

Güller diyarında..

Bir zamanlar görenleri kıskandıracak güzellikte bir güller ülkesi varmış. Herkes mutlu yaşarmış. Ama doğa en hırçın yüzünü göstermiş diyara. Rüzgarları salmış. Rüzgarlar yıkmış ülkeyi gülerini dağıtmış. Bir tane tohum takılmış rüzgarın o hırçın bedenine. Sürüklenmiş rüzgarla ta ki bir çöle düşünceye dek rüzgar bedeninde taşıdığı yağmuru bırakmış bu diyara yağmurlar yağmış ve tohumcuk yeşermiş çölde. Güller diyarından kalan tek gül olmuş o an için. Günlerden bir gün bir bülbül konaklamış yanına bülbülün o kadar hoşuna gitmişki gül kendince düşünmüş aşk bu olsa diye. Ama gül artık susuzluğa fazla dayanamayacak kadar yorgunmuş. Bülbül güle eğilerek “eger istersen sana su getireyim” demiş ama gül “seni tanımıyorum bu yüzdende su getirmeni istemiyorum” demiş.

Bülbül güle okadar sevdalansada bi türlü ikna edememiş ve yoluna devam etmiş. Ama aşkı yüreğini dağlamış bülbülün dayanamamış ve ansızın ölüvermiş. Bülbülün diyarına yağmurlar yağmış bülbül önce toprak olmuş yağmurla bir çiçegin özünden öz alıp çiçek olmuş hiç ummadığı bir anda bir arı gelip konmuş dalına özünden öz almış ve koyulmuş arı yollara gülün çölüne varmış tam gül ölecekken ağzında taşıdığı bir damla suyu gülün yapraklarına serpmiş.

Gül bir türlü nedenini anlayamamış ve sormuş “neden beni tanımazken bana su verdin” Arı cevap vermiş “sen beni tanıyorsun hatırlar mısın; ben sana geldim ve eger istersen sana su taşıyayım demiştim sende olmaz demiştin işte o bülbül şuan benim” der. Gül iyice şaşırır “nasıl olur”. Arı “sen benden o gün tanımadığından yardımımı kabul etmedin ama ben seni o kadar sevdim ki daha fazla dayanmadı kalbim ve ölü verdim ilk önce yagmur yağdı bedenime çiçeğe geçti bedenim sonra bir arı gelip kondu dalıma arının bedenine girdim aşk o kadar büyüktüki bende ölsemde seni yaşatacağıma kendimce söz verdim ve bunuda yaptım” der.

Aradan aylar geçer her gün su taşır arı çiçeğe ama çiçeğinde ömrü biter bir gün ölü verir aşk o kadar büyüktür ki arı ağlamaz bile bilirki somuttaki aşk ölür ama soyuttaki aşk yaşar. Her yıl arı baharda bu diyara gelir çiçeğin bıraktığı tohumcuklardan başka çiçeklere su getirir. Anlarki aşk asla ölmeyecektir…

Seviyordum seni..

Kadın: Seni seviyorum.

Adam: O kadar kötülük yaptım sana kaç kere üzdüm geceleri uyuyamadın ağlamaktan gözlerin şişti. Gülerken hep aklına geldim tekrar ağlamaya başladın en mutlu anlarını ben bozdum. İnsanlara beni savundun hiç kötü bir şey söylemedin arkamdan. Ben seni hatırlamaya tenezzül etmezken sen beni hep hatırladın. Hâlâ beni seviyor musun?

Kadın: Seviyorum..

Yenildim sonunda..

Düş’tün gönül gözümde..

Yenildim Sana..
Neden ah yâr?
Ne oldu bize?
Yenildim sana..
Düşümüzde yoktu bu..
Yenilen ‘hayat’ olacaktı kahraman ‘biz’..
Bulamıyorum seni; yittin bittin..

‘Başkalarının’ şiirlerinde kavuşuyorum sana.
‘Özlemim’ oldun kaldın. Vuslat yok önümüzde..
Korkuyorum yanıyorum ağlıyorum..
Kötüler içinde iyi kalma savaşımı kaybetmek üzereyim. Mecalim kalmadı..

Nasıl dayanıyorsun bensiz?
Rahat uyuyabiliyor musun?
Yoksa sen de ben gibi uykuya hasret misin?
Geceler yoldaşım olmaktan çıktı artık canımı yakıyor..
Gecem ”ihanet” etti bana. Çaldı kelimelerimi ‘lâl’ oldum..
Sesim yetişmedi sana ‘sus’ kaldım..
Yalnızlık yeni dilim oldu. Zaman geldi yalnızlığım da bıraktı beni. Ben bana kaldım..
sustum!

Acizdin sen..|hiç olmadığın kadar|evet hatalıyım evet suçluyum dememek için |yaLanca| sustun..
Susmalarıma susmalar ekledin..
Bunu kaldıramayacağım gelmedi hiç aklına..
Nefesimsin derdin bana..
Nefesin nefessiz kaldı
Boğuldu boğulacak
Nerdesin yâr?
Yoksun..

Huzursuzum mutsuzum..
Karanlığıma çare yok..
Söylenmemiş sözlerimi ağlıyorum içimde..
Yâr’imdin yaram oldun..
Gecem çağırıyor beni yine ”ıhanet”vakti..
Dilimde yine o şiir;

”aklımdan çıkardım aklını aklımsız kaldım..”

Sarhoş oluruz..

Sen beni seversin ben seni.

Sarhoş oluruz birlikte uyuruz..

Sonra da:
Kavga ederiz vurmalı hemde. hastanelik falan ederiz birbirimizi.
yemek yaparız beraber. bakarsın ocakta unutur yakarız.
çamaşırları birlikte asarız. kalan mandalları aşağıdan geçen adamın kafasına atar içeri kaçarız.
birlikte banyo yaparız. ben senin saçlarını sen benimkileri yıkarsın.
sen gitar çalarsın ben mızıka. önümüze para atarlarsa sıcak simit alırız.
sen yüzüstü yatağa uzanırsın ben yüzüstü sırtına. mutlu oluruz.
sen çoraplarını bulamazsın ben evin anahtarını. her yere geç kalırız.
sen bana küfür edersin ben sana. sinirimizi birbirimizden çıkarırız.
sen kahve yaparsın ben kurabiye. sohbet ederiz.
sen şarkı sözleri söylersin ben ıslık çalarım. dans ederiz.
ben senin fotografını çekerim sen benim resmimi yaparsın.
sarhoş oluruz birlikte uyuruz.

Ölecek bir yer..

Uzattığın ellerinde
terli avucunda ölecek bir yer bulamıyorum.

Biliyorum anlamaz ve sıkılmış gözlerle bana baktığını.
Umursamıyorum.
Biliyorum içindeki çıkmaz sokaklara bir soluk kapılar açamadığımı.
Yoğun bir bataklık kıvamında derinime çektiğimi seni.
Ve nefessiz kalışlarını biliyorum.
Bu yüzden umursamaz bakıyorsun bana
Bu yüzden küskün bakıyorsun.

Sana anlatacaklarımı bir bir unutmak için
büyük yutkunmalarımın üzerine
mataramdan ılımış ve kokmuş bir suyu içiyorum.
Anlatırsam solumayacağını biliyorum.
Kirletilmiş bir havayı soluyorum bu yüzden.
Ve ırzına geçilmiş bir denizin ortasında arınacak bir damla suyu arıyorum.
Kurak bereketsiz toprakların teyemmümüyle,
Ve sıcağıyla,
Lekeli kefenimi yamayıp, huzuruna çıkmaya hazırlıyorum kendimi.

Uzattığın ellerinde
terli avucunda ölecek bir yer bulamıyorum.

Nedir ürküten seni akşamın serininde.
Gözlerini kaçırışını benden.
Sıkılışın, medet umuşun.
Biliyorum hep çok şey istedin,
Mahçubuyetin değil bu yüzden.
Biliyorum iç çekişlerini,
Umursamadığımı düşündüğünü biliyorum.

Aşkla ve yalansız yaşamadığımı,
Sahipsiz bıraktığım tenhalarında dolaşırken gecenin,
İçimin üşümediğini
Ama nedensiz havada kaldığını
Biliyorum.
Bu yüzden kirletiyorum kendimi.

Dönüp yine yanıma sokulacağını ah çekişlerinle,
Alışmaya çalışarak tenimin terli kokusuna
Ve mutlu olmaya çalışarak
Tek sığınağın olduğumu
Ama sığınamadığımı biliyorum.

Sitemimin kendime olduğunu,
Seni bir yük gibi taşımak istediğimi biliyorum.
Omuzlarımda ağırlığını hissetmezken
Kaçış nedenim olacağını,
sen uyumuşken sana sokulacağımı,
Sıcağında tövbeler edeceğimi biliyorum.

Uzattığın ellerinde
terli avucunda ölecek bir yer bulamıyorum.

Yaşama nedeni bulamıyorum koşuşturmalarım arasında,
Ölme nedenimi bulamıyorum,
Bu yüzden nedensiz yaşıyorum.
Kirli parfüm kokuyorum.
Bu kokuyu sevdiğini biliyorum.
Güvende hissettiğini kendini,
Sabah işe gidişlerim olacağını hatırlatıyor sana sanırım.
Uyanacağımı,
Sakalımı kökünden keseceğimi,
Budayacağımı kendimi biliyorum.
Bir ceza olarak
İşbilir bir ifade takacağımı yüzüme.
Sen de biliyorsun,
Bir hoşça kal bekliyorsun benden,
Söyleyemeyeceğimi biliyorum.

Uzattığın ellerinde
terli avucunda ölecek bir yer bulamıyorum.